GrammarA2-B2Verb Forms
Irregular Verbs: Kafiyeli Ezber Grupları
125 düzensiz fiil, 9 renkli kafiye grubunda — V1 → V2 → V3
Düzensiz Fiiller: Mnemonic Rhyming Groups
Son güncelleme: · Hazırlayan: AbOnlinEnglish Dil Eğitimi
Neden Kafiyeli Gruplar?
İngilizcede yaklaşık 200 düzensiz fiil vardır ve bunları tek tek, sırasız ezberlemeye çalışmak gerçekten zordur. Ama bir kısmı kafiyeli ailelere ayrılır: sing–sang–sung, ring–rang–rung, spring–sprang–sprung gibi. Bir kalıbı öğrendiğinde, aynı aileden gelen diğer fiilleri de neredeyse otomatik hatırlarsın.
Aşağıda bu mantıkla düzenlenmiş 125 düzensiz fiil, 9 renkli grupta: her fiilin yalın hâli (V1), geçmiş zamanı (V2), üçüncü hâli (V3), Türkçe anlamı ve bir örnek cümlesi var. Sayfanın altında da öğrendiklerini pekiştirmen için iki oyun seni bekliyor: Hafıza Eşleştirme ve Zamana Karşı Quiz.
9 Grup, Tek Bakışta
İstediğin gruba doğrudan atla.
Grup 18 fiil
ring–rang–rung ailesi — Hepsi “i – a – u” sesli harf değişimiyle gider: sing-sang-sung gibi. Bu grup gerçekten 10 saniyede ezberlenir!
çalmak (zil, telefon)
The phone rang loudly in the middle of the night.Telefon gece yarısı yüksek sesle çaldı.
şarkı söylemek
She sang a beautiful song at the wedding.Düğünde güzel bir şarkı söyledi.
batmak
The old boat sank during the storm.Eski tekne fırtına sırasında battı.
içmek
He drank a glass of water before class.Dersten önce bir bardak su içti.
küçülmek, çekmek (kumaş)
My sweater shrank in the wash.Kazağım yıkamada çekti.
yüzmek
They swam in the lake all afternoon.Öğleden sonra boyunca gölde yüzdüler.
başlamak
The meeting began at nine o'clock.Toplantı saat dokuzda başladı.
koşmak
She ran five kilometers this morning.Bu sabah beş kilometre koştu.
Grup 28 fiil
fed–led–bred ailesi — Fiil kısalıp “-ed/-d” ile biter; genelde fiilin ortası düşer (feed→fed, hold→held).
beslemek
We fed the cats before leaving home.Evden çıkmadan önce kedileri besledik.
yönetmek, öncülük etmek
She led the team to victory.Takımı zafere taşıdı.
üretmek, yetiştirmek (hayvan)
They breed horses on their farm.Çiftliklerinde at yetiştiriyorlar.
okumak (*geçmişte “red” diye okunur)
I read two books last month.Geçen ay iki kitap okudum.
satmak
He sold his old car yesterday.Dün eski arabasını sattı.
anlatmak, söylemek
She told me an interesting story.Bana ilginç bir hikâye anlattı.
kaymak
The kids slid down the hill on sleds.Çocuklar kızakla tepeden kaydı.
tutmak
He held her hand tightly.Elini sıkıca tuttu.
Grup 315 fiil
hit–hit–hit ailesi (hiç değişmeyenler) — Bu gruptaki fiiller üç hâlde de AYNI kalır — hiçbir şey ezberlemene gerek yok, sadece tanı!
vurmak, çarpmak
The ball hit the window.Top pencereye çarptı.
uymak, sığmak
These shoes fit me perfectly.Bu ayakkabılar bana tam oturuyor.
tükürmek
He spat out the bitter medicine.Acı ilacı tükürdü.
örmek
My grandmother knitted a scarf for me.Büyükannem bana bir atkı ördü.
bırakmak, vazgeçmek
She quit her job last week.Geçen hafta işini bıraktı.
izin vermek, bırakmak
My parents let me go to the concert.Ailem konsere gitmeme izin verdi.
kurmak, ayarlamak
He set the table for dinner.Akşam yemeği için masayı kurdu.
üzmek
The bad news upset everyone.Kötü haber herkesi üzdü.
kapatmak
Please shut the door behind you.Lütfen arkandan kapıyı kapat.
kesmek
She cut the cake into eight pieces.Pastayı sekiz parçaya kesti.
koymak
He put the keys on the table.Anahtarları masaya koydu.
-e mal olmak
The trip cost a lot of money.Gezi çok paraya mal oldu.
incitmek, acıtmak
His words hurt her deeply.Sözleri onu derinden incitti.
yaymak, yayılmak
The fire spread quickly through the forest.Yangın ormanda hızla yayıldı.
yayınlamak
The channel broadcast the match live.Kanal maçı canlı yayınladı.
Grup 47 fiil
bought–fought–sought ailesi — Hepsi “-ought/-aught” ile biter; “o” harfi uzun “aw” sesi verir.
satın almak
I bought a new phone yesterday.Dün yeni bir telefon aldım.
savaşmak, kavga etmek
The two brothers fought over a toy.İki kardeş bir oyuncak yüzünden kavga etti.
aramak
They sought help from the police.Polisten yardım istediler (aradılar).
düşünmek
I thought about the problem all night.Bütün gece sorunu düşündüm.
getirmek
She brought her umbrella today.Bugün şemsiyesini getirdi.
öğretmek
He taught English for ten years.On yıl boyunca İngilizce öğretti.
yakalamak
The goalkeeper caught the ball.Kaleci topu yakaladı.
Grup 518 fiil
bent–sent–lent ailesi — Fiil + “-t” ile biter; genelde “-end/-eep/-eave” gibi köklerden gelir.
eğmek, bükmek
She bent the wire into a circle.Teli bükerek daire yaptı.
göndermek
I sent the email this morning.Bu sabah e-postayı gönderdim.
ödünç vermek
He lent me his notebook.Bana defterini ödünç verdi.
harcamak, geçirmek
We spent the weekend at the beach.Hafta sonunu sahilde geçirdik.
inşa etmek
They built a new house last year.Geçen yıl yeni bir ev inşa ettiler.
uyumak
The baby slept for ten hours.Bebek on saat uyudu.
saklamak, tutmak
She kept the letter for years.Mektubu yıllarca sakladı.
sinsice sürünmek
The cat crept silently toward the bird.Kedi kuşa doğru sessizce sinsi sinsi ilerledi.
ağlamak
She wept when she heard the news.Haberi duyunca ağladı.
süpürmek
He swept the kitchen floor.Mutfak zeminini süpürdü.
sıçramak, atlamak
The cat leapt onto the table.Kedi masaya sıçradı.
hissetmek
I felt tired after the trip.Geziden sonra yorgun hissettim.
anlamına gelmek, kastetmek
I didn't mean to upset you.Seni üzmek istemedim.
rüya görmek, hayal etmek
I dreamt about flying last night.Dün gece uçtuğumu hayal ettim (gördüm).
buluşmak, tanışmak
We met at the coffee shop.Kafede buluştuk.
ayrılmak, bırakmak
She left the party early.Partiden erken ayrıldı.
kaybetmek
He lost his keys again.Yine anahtarlarını kaybetti.
yakmak, yanmak
The toast burned in the oven.Tost fırında yandı.
Grup 617 fiil
hung–dug–stuck ailesi — Karışık ama sık kullanılan bir grup; “u” sesine dikkat et (hung, dug, stuck, struck, stood).
asmak
She hung the picture on the wall.Tabloyu duvara astı.
asarak idam etmek
In the old story, the criminal was hanged.Eski hikâyede suçlu asılarak idam edildi.
kazmak
The dog dug a hole in the garden.Köpek bahçede bir çukur kazdı.
ateş etmek, çekim yapmak
They shot the film in Istanbul.Filmi İstanbul'da çektiler.
ayakta durmak
He stood near the door.Kapının yanında ayakta durdu.
anlamak
I understood the lesson easily.Dersi kolayca anladım.
yapıştırmak, sıkışmak
The car got stuck in the mud.Araba çamura saplandı.
vurmak, çarpmak
Lightning struck the old tree.Yıldırım eski ağaca çarptı.
oturmak
We sat in the garden all evening.Bütün akşam bahçede oturduk.
kazanmak
Our team won the match.Takımımız maçı kazandı.
yapmak
She made a cake for the party.Parti için pasta yaptı.
ödemek
He paid the bill in cash.Faturayı nakit ödedi.
(bir şeyi) koymak, yatırmak
She laid the baby in the crib.Bebeği beşiğe yatırdı.
söylemek
He said nothing about it.Bu konuda hiçbir şey söylemedi.
yakmak (ışık, ateş)
She lit a candle in the dark.Karanlıkta bir mum yaktı.
bulmak
I found my wallet under the bed.Cüzdanımı yatağın altında buldum.
kurmak (şirket, kurum)
They founded the company in 2005.Şirketi 2005'te kurdular.
Grup 77 fiil
threw–grew–blew ailesi — V2 “-ew”, V3 çoğu zaman “-own/-awn” ile biter: throw-threw-thrown gibi.
fırlatmak, atmak
He threw the ball to his friend.Topu arkadaşına attı.
büyümek, yetiştirmek
The plant grew very fast.Bitki çok hızlı büyüdü.
üflemek, esmek
The wind blew the papers away.Rüzgâr kağıtları uçurdu.
çizmek
She drew a picture of the mountains.Dağların resmini çizdi.
geri çekmek, para çekmek
He withdrew money from the bank.Bankadan para çekti.
uçmak
The birds flew south for the winter.Kuşlar kış için güneye uçtu.
bilmek
I knew the answer immediately.Cevabı hemen bildim.
Grup 832 fiil
-en ile biten V3 ailesi (en büyük grup) — Bu grupta V3 genelde “-en” ile biter: written, broken, taken, given, eaten… En büyük ve en çok karıştırılan grup.
yazmak
She wrote a letter to her friend.Arkadaşına bir mektup yazdı.
seçmek
He chose the blue shirt.Mavi gömleği seçti.
dondurmak, donmak
The lake froze in winter.Göl kışın dondu.
konuşmak
She spoke to the manager.Yöneticiyle konuştu.
uyanmak
He awoke early in the morning.Sabah erken uyandı.
kırmak
The child broke the vase.Çocuk vazoyu kırdı.
çalmak (hırsızlık)
Someone stole her bicycle.Biri onun bisikletini çaldı.
binmek (at, bisiklet)
We rode our bikes to school.Okula bisikletlerimizle gittik.
yükselmek, doğmak
The sun rose over the hills.Güneş tepelerin üzerinde doğdu.
sallamak, titremek
The building shook during the earthquake.Bina deprem sırasında sallandı.
almak
She took the bus to work.İşe otobüsle gitti.
geçmek, sollamak
The car overtook us on the highway.Araba otoyolda bizi geçti.
yanlış anlamak, karıştırmak
I mistook him for his brother.Onu kardeşiyle karıştırdım.
düşmek
The leaves fell from the trees.Yapraklar ağaçlardan düştü.
unutmak
I forgot my umbrella at home.Şemsiyemi evde unuttum.
saklanmak, saklamak
The cat hid under the sofa.Kedi kanepenin altına saklandı.
tıraş olmak
He shaved before the interview.Mülakattan önce tıraş oldu.
ısırmak
The dog bit the mailman.Köpek postacıyı ısırdı.
yenmek, dövmek
Our team beat them three to zero.Takımımız onları üç sıfır yendi.
yemin etmek, küfretmek
He swore he would never lie again.Bir daha asla yalan söylemeyeceğine yemin etti.
yırtmak
She tore the paper in half.Kâğıdı ikiye yırttı.
giymek
He wore a black suit to the wedding.Düğüne siyah takım elbise giydi.
dokumak
They wove the carpet by hand.Halıyı elle dokudular.
yasaklamak
The teacher forbade phones in class.Öğretmen sınıfta telefonları yasakladı.
vermek
She gave him a present.Ona bir hediye verdi.
affetmek
He forgave his friend quickly.Arkadaşını çabucak affetti.
araba sürmek
She drove to the mountains alone.Dağlara tek başına araba sürdü.
yemek
We ate dinner at eight.Saat sekizde akşam yemeği yedik.
almak, elde etmek
He got a new job last month.Geçen ay yeni bir iş buldu.
kanıtlamak
She proved her theory with data.Teorisini verilerle kanıtladı.
göstermek
He showed me his new car.Bana yeni arabasını gösterdi.
uyanmak, uyandırmak
I woke up at six today.Bugün saat altıda uyandım.
Grup 913 fiil
kuralsızların kuralsızı — Bu fiillerin ortak bir kafiyesi yok — ama hepsi o kadar sık kullanılır ki (be, go, have, see…) tek tek ezberlemek şart.
dalmak
He dived into the pool.Havuza daldı.
yapmak
She did her homework carefully.Ödevini dikkatlice yaptı.
gitmek
They went to the cinema last night.Dün gece sinemaya gittiler.
duymak
I heard a strange noise outside.Dışarıda garip bir ses duydum.
sahip olmak
She had a big breakfast this morning.Bu sabah büyük bir kahvaltı etti.
olmak
They were very happy yesterday.Dün çok mutlulardı.
gelmek
He came to the party late.Partiye geç geldi.
olmak, dönüşmek
She became a doctor last year.Geçen yıl doktor oldu.
üstesinden gelmek
He overcame his fear of heights.Yükseklik korkusunun üstesinden geldi.
görmek
I saw her at the market.Onu pazarda gördüm.
testereyle kesmek
He sawed the wood into pieces.Odunu testereyle parçalara kesti.
yalan söylemek
He lied about his age.Yaşı hakkında yalan söyledi.
uzanmak, yatmak
She lay on the grass and looked at the sky.Çimenlere uzanıp gökyüzüne baktı.
Oyunlarla Pekiştir
125 fiilin tamamı oyun havuzunda. İki oyun var; yakında yenileri eklenecek.
V1 (yalın hâl) ile V2 (geçmiş zaman) kartlarını eşleştir. Örn: go kartıyla went kartı eşleşir.
60 saniyede olabildiğince çok doğru cevap ver. Fiilin yalın hâlini (V1) göreceksin, doğru geçmiş zamanını (V2) dört şıktan seç.
🎲 Yakında: Fiil Avı (zaman sınırlı yazma oyunu) ve Grup Yarışması eklenecek — oyun sayısı artmaya devam edecek.
Sık Sorulan Sorular
Düzensiz fiiller en kolay nasıl öğrenilir?
Fiilleri tek tek değil, kafiyeli ailelere (sing-sang-sung, ring-rang-rung gibi) ayırarak ezberlemek çok daha hızlıdır — bir kalıbı öğrenince aynı aileden gelen fiiller neredeyse otomatik akılda kalır. Bu sayfadaki 9 grup tam olarak bu mantıkla düzenlendi.
"lie" fiili neden kafa karıştırıyor?
Çünkü iki ayrı "lie" fiili var: lie (yalan söylemek) → lied → lied (düzenli gibi davranır) ve lie (uzanmak/yatmak) → lay → lain (düzensizdir). Üstüne bir de lay (bir şeyi koymak) → laid → laid fiili var — bu üçü birbirine çok benzediği için İngilizce öğrenenlerin en sık karıştırdığı fiil grubudur.
Her düzensiz fiili ezberlemek gerekiyor mu?
Hayır. Grup 3'teki fiiller (hit, cut, put, cost…) zaten üç hâlde de aynı kalıyor — bunları tanımak yeterli. Asıl emek, V2 ve V3'ü farklı olan fiillere (özellikle Grup 8'deki "-en" ile bitenlere) gidiyor.